BODRUM SLOW FOOD FESTİVALİ

Bodrum Slow Food Festival Blogger dostlarımızla birlikte 2-5 Mart tarihleri arasında Slow Food Yaveş Gari Bodrum organizasyonu ve sev...


Bodrum
Slow Food
Festival

Blogger dostlarımızla birlikte 2-5 Mart tarihleri arasında Slow Food Yaveş Gari Bodrum organizasyonu ve sevgili Oya Emerk'in daveti ile Bodrum'da bulunduk.
Slow Food nedir derseniz;Slow Food hareketi, 1986’da İtalya’da Carlo Petrini tarafından Roma’da açılan hamburger zincirine karşı başlatılmış, günümüzde uluslararası bir harekete dönüşmüştür. Hızlı, ayaküstü yemek alışkanlığı – fastfood a karşı geleneksel ve yerel tarifleri, beslenme biçimlerini,  ekosistemlerin özelliklerini korumayı teşvik eden  Slow Food – Yavaş Gıda hareketi 160′den fazla ülkede bulunan destekleyicileri,  unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerin sürdürülebilir üretimi üzerine çalışan 2.000′den fazla yemek kuruluşu, 1.600 yerel grubu ile “iyi, temiz ve adil gıda”  ile, topluma ve çevreye olan sorumlulukları bir araya getiren bir sivil toplum kuruluşudur. 

Slow Food Bodrum festivali boyunca,ülkemizin her yöresinden gelen üreticilerimizin kaybolmaya yüz tutmuş yerel peynirlerini tattık.
Ulusal ve yabancı peynirciler, hijyen uzmanları ile çiğ ve kaynamış sütten yapılan peynirleri, Tarım Bakanlığı’mızın bakışını, gerçek gıdaya ulaşımın zorlaştığı  yaşamımızda neneden toruna artık aktarılamayan peynir yapımı bilgisini konuşup,tartıştık.
Festival ve gezi detaylarını okumak için lütfen devam ediniz..


Bodrum gezimizin ilk ayağı Muğla Müzesi oldu.
Muğla Müzesi, Adliye'nin arkasında eski cezaevi binasında bulunuyor.
1992 yılı sonlarında Özlüce Köyü Kaklıcatepe'de yapılan kazılar sonucunda birçok hayvan ve bitki fosili çıkarılmış. 
Bu kazılarda çıkarılan fosillerin 1994'te sergilenmeye başlamasıyla müze ziyarete açılmış. 
Muğla Müzesi'nde sergilenen fosiller günümüzden 5-9 milyon yıl önce yaşamış olan canlılara aittir. 


Bu canlılar, Doğu Asya'dan İspanya'ya kadar uzanan geniş bir alanda yaşamış ve yok olmuş canlılardır. Bu dönem canlılarına ait fosiller ilk defa İspanya'nın Tervel Havzası'nda bulunduğundan, bu döneme Turolian denilmektedir. 
Kazılarda zürafagiller, boynuzlugiller, gergedangiller, hortumlu memeliler, domuzgiller, atgiller ve etçilere ait fosiller ile çok sayıda bitki fosilleri bulunmuştur. 
Bunların bir kısmı müze doğa tarihi bölümünde sergilenmektedir. 


Muğla Müzesi'nde, ziyarete açık olan bir başka bölüm de etnografya seksiyonudur. Muğla'nın çeşitli yörelerinden giyim kuşam ve günlük kullanım eşyaları bu bölümde sergilenmektedir.

Muğla Müzesi ziyaretinin ardından Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin yolunu tuttuk.
Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı'nda Atilla Küçükalan ve Taner Mercan bizlere yerel tohumların korunması ve çoğaltılması ile ilgili bir sunum yaptılar..
Sunumun ardından Muğla iline ait yerel tohumların korunup,gelecek nesillere aktarılması amacıyla kurulan Yerel Tohum Merkezi'ni ziyaret ettik.
Muğla Belediyesi'nin yapmış olduğu bu çok önemli çalışmanın diğer belediyelere de örnek olmasını dileyerek Akyaka'ya doğru yola çıktık.


Akyaka sahilinde kısa bir mola verip,1983 yılında Ağa Han Mimarlık ödülüne layık görülen Nail Çakırhan'ın evini gezdik.


Sezon olmaması dolayısıyla bomboş olan sahilde,denizin mis kokusunu içimize çekip programın kalan kısmını tamamlamak için enerji depoladık.

Bir sonraki durağımız,festival kapsamında peynir üreticilerini bir araya getirip,peynir çeşitliliğinin tadımlarının gerçekleşeceği kokteyl oldu Belediye Binasında..
Festivale katılım sağlayan peynirleri tatma şansımız olduğu kokteylde Göle Kaşar Peyniri,Keçi Peyniri,Ballı Lor,Bergama Tulumu,Cunda Kellesi,İç Anadolu Kargı Tulumu,Artvin Peynirleri,Şavşat Şor Peyniri,Sürmene Mezele Peyniri,Bafra Camış Peyniri,Manda Kaymağı,Tereyağı,Kolot,Sade Minzi'nin yanı sıra sınırlı üretimi ve üretim şekli ile Türkiye'de tek olan Divle Obruk Mağara Peyniri'ni tatma şansı bulduk.
Divle Obruk Mağara Peyniri,Karaman'ın ak ve kara koyunlarının işaretli sütlerinde %65,%30-35 keçi sütü,mayasının tutması içinde inek sütü kullanılarak Haziran ayında Divle Obruğuna konup 6 ay dışı turuncu küflendikten sonra içinde mavi ve yeşil küfler oluşması ile yapılıyor.


Marmara Bölgesinden festivale katılan peynirlerden Gömeç Sepet Peyniri ve Sıkma Peynir'de tadımladığımız peynirler arasındaydı.
Festival boyunca tattığımız peynirler arasında dünya markası olmayı hak edecek kalitede peynirlerin olması bizleri çok mutlu etti.
Umarım gizli kalmış bu hazine gün ışığına çıkıp,hak ettiği yeri bulur.


Festivalin 2.gününde Slow Food gönüllü eğitmeni Avusturyalı peynir üreticisi Robert Paget,hem bizlere hem de Turgutreis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde yiyecek,içecek öğrencilerine uygulamalı peynir eğitimi verdi.
İzmir Veteriner Hekimler Odası Halk Sağlığı Çalışma Grubu Sekreterya Görevlisi veteriner hekim Adnan Serpen'de peynir yapımında süt hijyeni hakkında bilgiler verdi.
Ben dışarıdan aldığım açık sütü,kaynamaya başladıktan sonra 10 dakika kaynatıyordum kısık ateşte..
Adnan beyin verdiği bilgiye göre,kaynamaya başladığı anda altını kapamak yeterli oluyormuş bu da bir ek bilgi olsun sizler için..


Öğle yemeği için Bodrum'da yerel lezzetlerin kaybolmaması için uğraş veren Kısmet Lokantası'nda  verdik molamızı..
Güler yüzlü personeli ve birbirinden lezzetli yemekleri ile mekanda keyifli bir mola vermiş olduk.


Bize sunulan lezzetler arasında Ispanak Mücver,otlu börek,kiş otu,kuşkonmaz greten,nazilli pidesi ,arapsaçı,cevizli kabak tatlısı,kalburabastı ve kadayıf vardı.


Belediyenin,ziraat odalarının ve süt birliklerinin katıldığı panelde "Yerel Peynirleri Nasıl Yaşatırız"konusu ele alındı,bir sonraki durağımızda..
Ardından Oasis Alışveriş merkezinde yine peynir üreticileriyle birlikte olduk.
Burada dileyenlere peynir tadımları ve satışı yapıldı.


Havanın da çok güzel olmasını fırsat bilip,molamızı sahilde kahve keyfi yaparak verdik.


Ardından Selva hanımın daveti ile kısa bir tur yaptık Karnas Bağları'nda..Sonrasında akşam için hazırlandık.


Akşam La Tapa Restaurant'da,Kavaklıdere Şarapları Eğitim Koordinatörü Levon Bağış ve Metro Gastro Dergisi Yazı İşleri Müdürü Nihan Aras ile şarap ve peynir eşleşmesi üzerine sohbetli bir tadım gerçekleştirip dinlenmek üzere Tasarım Vakfı'na doğru yola çıktık.


Tasarım Vakfı 2013 yılında Mimar Faruk Malhan tarafından kurulan uluslararası bir organizasyon.
Tasarım Vakfı kurulduğu günden bu yana yaratıcı endüstriler ve yaratıcı ekonomileri buluşturan tasarım atölyeleri, konferans ve sempozyum etkinlikleriyle faaliyetlerine devam ediyor.
Tasarım Vakfı, kurulduğu günden bugüne”yaparak, uygulayarak öğrenme” fikrini destekleyen tasarım atölyeleri düzenliyor, ortak yaratım alanı olarak atölye çalışmalarının önemini vurguluyor. Karya Akademi Tasarım Atölyeleri sergisinde takı, tekstil, keçe, mobilya aksesuarları, giyilebilir teknolojiler, seramik,cam, mimarlık atölyelerinde üretilen çalışmalar sergileniyor.
Kayra Akademi yeni dönemde tasarım atölyelerinde üretilecek ürünlerin satılacağı online tasarım mağazasını faaliyete geçirmeyi, ekonomik, toplumsal, sosyal yapının bütünlüğünü tasarımcı düşünce ile sağlamayı, uzun vadede yaratıcı iş gücünü teşvik etmeyi ve istihdam yaratmayı hedefliyor. Karya Akademi’nin kapsama alanı kentsel tasarımdan, yaşama ait her şey olacaktır.

Çok keyifli ve verimli geçen gezinin ardından İstanbul'a dönüş yoluna geçtik.
Bu organizyonda öncelikleri bizleri davet eden sevgili Oya hanıma,Slow Food Yaveş Gari Bodrum gönüllülerine,katılım sağlayan tüm peynir üreticilerine,sponsor desteği sağlayanlara ve bizleri Tasarım Vakfı'nda ağırlayan Faruk Malhan'a çok teşekkür ederiz..

Bodrum
Slow Food
Festival


DAHA FAZLA LEZZET

yalıkavak 2947361313179809770

Yorum Gönder

  1. Yeniden o günlere döndüm yazıyı okuyunca sevgili Arzu. Kalemine sağlık. Başka organizasyonlarda yine birlikte olmak dileği ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oya hanımcığım çok keyifli bir geziydi benim için de..Tekrar teşekkür ederim.En kısa zamanda görüşmek üzere.Sevgiler..

      Sil
  2. ne kadar ilginç bir etkinlik olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oldukça keyifli ve bilgilendirici bir gezi oldu bizim için.Sevgiler..

      Sil

Blogger veya gmail hesabı bulunmayan,ancak yorum bırakmak isteyen misafirlerim aşağıda bulunan "yorumlama biçimi" kutucuğunu "Anonim" ayarına getirmeleri yeterli olacaktır... Mesajınızı yazdıktan sonra isminizi yazarsanız sizi tanıyabilmem açısından çooook mutlu olurum....

emo-but-icon

paylasmak güzeldir.

Sosyal Medya

facebook twitter google+ feedburner youtube

Translate

Blog Arşivi

Tarifler mailinize gelsin

Yayın Baslıklarımız

En Lezzetliler

item